Tekvîr Suresi 1. AyetSayfa 586 · Cüz 30
إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ
iẕe-şşemsü küvvirat.
Güneş dürülüp ışığı kalmadığı zaman;
Tekvîr Suresi'nin 29 ayetini Arapça aslı, Türkçe okunuşu ve Diyanet İşleri meali ile okuyun. Diğer meallerle karşılaştırmak için okuma ekranını kullanabilirsiniz.
إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ
iẕe-şşemsü küvvirat.
Güneş dürülüp ışığı kalmadığı zaman;
وَإِذَا النُّجُومُ انكَدَرَتْ
veiẕe-nnücûmü-nkederat.
Yıldızlar düşüp, söndüğü zaman;
وَإِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْ
veiẕe-lcibâlü süyyirat.
Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman;
وَإِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْ
veiẕe-l`işâru `uṭṭilet.
Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman;
وَإِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْ
veiẕe-lvuḥûşü ḥuşirat.
Yabani hayvanlar bir araya toplatıldığı zaman;
وَإِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْ
veiẕe-lbiḥâru süccirat.
Denizler kaynaştırıldığı zaman;
وَإِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْ
veiẕe-nnüfûsü züvvicet.
Canlar bedenlerle birleştirildiği zaman;
وَإِذَا الْمَوْءُودَةُ سُئِلَتْ
veiẕe-lmev'ûdetü süilet.
Kız çocuğun hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman;
بِأَيِّ ذَنبٍ قُتِلَتْ
bieyyi ẕembin ḳutilet.
Kız çocuğun hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman;
وَإِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْ
veiẕe-ṣṣuḥufü nüşirat.
Amel defterleri açıldığı zaman;
وَإِذَا السَّمَاءُ كُشِطَتْ
veiẕe-ssemâü küşiṭat.
Gök yerinden oynatıldığı zaman;
وَإِذَا الْجَحِيمُ سُعِّرَتْ
veiẕe-lceḥîmü sü``irat.
Cehennem alevlendirildiği zaman;
وَإِذَا الْجَنَّةُ أُزْلِفَتْ
veiẕe-lcennetü üzlifet.
Cennet yaklaştırıldığı zaman;
عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّا أَحْضَرَتْ
`alimet nefsüm mâ aḥḍarat.
İnsanoğlu önceden ne hazırladığını görecektir.
فَلَا أُقْسِمُ بِالْخُنَّسِ
felâ uḳsimü bilḫunnes.
Gündüz sinip geceleri gözüken gezegenlere and olsun;
الْجَوَارِ الْكُنَّسِ
elcevâri-lkünnes.
Gündüz sinip geceleri gözüken gezegenlere and olsun;
وَاللَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ
velleyli iẕâ `as`as.
Kararmaya başlayan geceye and olsun;
وَالصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ
veṣṣubḥi iẕâ teneffes.
Ağarmaya başlayan sabaha and olsun ki,
إِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ
innehû leḳavlü rasûlin kerîm.
Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
ذِي قُوَّةٍ عِندَ ذِي الْعَرْشِ مَكِينٍ
ẕî ḳuvvetin `inde ẕi-l`arşi mekîn.
Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
مُّطَاعٍ ثَمَّ أَمِينٍ
müṭâ`in ŝemme emîn.
Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجْنُونٍ
vemâ ṣâḥibüküm bimecnûn.
Arkadaşınız (Muhammed) asla deli değildir.
وَلَقَدْ رَآهُ بِالْأُفُقِ الْمُبِينِ
veleḳad raâhü bil'üfüḳi-lmübîn.
And olsun ki, o, Cebrail'i apaçık ufukta görmüştür.
وَمَا هُوَ عَلَى الْغَيْبِ بِضَنِينٍ
vemâ hüve `ale-lgaybi biḍanîn.
Peygamber, görülmeyenler hakkında söylediklerinden ötürü töhmet altında tutulamaz.
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَانٍ رَّجِيمٍ
vemâ hüve biḳavli şeyṭânir racîm.
Bu Kuran, kovulmuş şeytanın sözü olamaz.
فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ
feeyne teẕhebûn.
Nereye gidiyorsunuz?
إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَالَمِينَ
in hüve illâ ẕikrul lil`âlemîn.
Kuran, ancak aranızda doğru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir öğüttür.
لِمَن شَاءَ مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ
limen şâe minküm ey yesteḳîm.
Kuran, ancak aranızda doğru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir öğüttür.
وَمَا تَشَاءُونَ إِلَّا أَن يَشَاءَ اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
vemâ teşâûne illâ ey yeşâe-llâhü rabbü-l`âlemîn.
Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe sizler bir şey dileyemezsiniz.