Beled Suresi 1. AyetSayfa 594 · Cüz 30
لَا أُقْسِمُ بِهَـٰذَا الْبَلَدِ
lâ uḳsimü bihâẕe-lbeled.
Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.
Beled Suresi'nin 20 ayetini Arapça aslı, Türkçe okunuşu ve Diyanet İşleri meali ile okuyun. Diğer meallerle karşılaştırmak için okuma ekranını kullanabilirsiniz.
لَا أُقْسِمُ بِهَـٰذَا الْبَلَدِ
lâ uḳsimü bihâẕe-lbeled.
Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.
وَأَنتَ حِلٌّ بِهَـٰذَا الْبَلَدِ
veente ḥillüm bihâẕe-lbeled.
Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.
وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ
vevâlidiv vemâ veled.
Doğurana ve doğurduğuna and olsun ki;
لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي كَبَدٍ
leḳad ḫalaḳne-l'insâne fî kebed.
İnsanoğlunu, zorluklara katlanacak şekilde yarattık.
أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ
eyaḥsebü el ley yaḳdira `aleyhi eḥad.
İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُّبَدًا
yeḳûlü ehlektü mâlel lübedâ.
"Yığın yığın mal tüketmişimdir" diyor.
أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُ أَحَدٌ
eyaḥsebü el lem yerahû eḥad.
O, kimsenin kendisini görmediğini mi zannediyor?
أَلَمْ نَجْعَل لَّهُ عَيْنَيْنِ
elem nec`al lehû `ayneyn.
Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?
وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ
velisânev veşefeteyn.
Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?
وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِ
vehedeynâhü-nnecdeyn.
Biz ona eğri ve doğru iki yolu da göstermedik mi?
فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَ
fele-ḳteḥame-l`aḳabeh.
Ama o, zor geçidi aşmaya girişemedi.
وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْعَقَبَةُ
vemâ edrâke me-l`aḳabeh.
O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin?
فَكُّ رَقَبَةٍ
fekkü raḳabeh.
O geçit, bir köle ve esir azadetmek,
أَوْ إِطْعَامٌ فِي يَوْمٍ ذِي مَسْغَبَةٍ
ev iṭ`âmün fî yevmin ẕî mesgabeh.
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ
yetîmen ẕâ maḳrabeh.
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ
ev miskînen ẕâ metrabeh.
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِ
ŝümme kâne mine-lleẕîne âmenû vetevâṣav biṣṣabri vetevâṣav bilmerḥameh.
Sonra, inanıp birbirlerine sabır tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır.
أُولَـٰئِكَ أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ
ülâike aṣḥâbü-lmeymeneh.
İşte bunlar amel defterleri sağdan verilenlerdir.
وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِنَا هُمْ أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ
velleẕîne keferû biâyâtinâ hüm aṣḥâbü-lmeş'emeh.
Ayetlerimizi inkar edenler, işte onlar amel defterleri sollarından verilenlerdir.
عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌ
`aleyhim nârum mü'ṣadeh.
Onlar her yönden ateşle kapatılacaklardır.